Buradasın > Anasayfa Blog
RSSRSS

Senin Günlüğün

Blog i

Çiçek kokulu planlarım var!

Yazar: scelen / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Çiçek kokulu planlarım var...

Henüz daha ufacıkken siz de ne kadar koltuk minderi varsa kendinize onlardan evin en müstakil köşesinde minik bir kulübe yapar mıydınız? Benim en keyif aldığım oyunlardandı "kendi evime çıkmak"! 10 saniyede oda içinde kurduğum gecekondumu çok sever, saatlerce "evimden" dışarıya çıkmazdım. Çocuk kadrosundan saydığım kedi ve köpeklerde de durum aynı. Hiç kedim olmadı ama olan arkadaşlarımdan duydum-gördüm. Çekmece içlerine, rulo yapılıp kaldırılmış halı aralarına saklanan kedileri. Köpeğim Paris, tam anlamıyla bir bebek! Nerede koltuk arkası, masa-sehpa altı varsa hep orada. Bayılıyor "kendi" mekanında takılmaya. Aslında saklanmak, sırf çocuklara, çocuk ruhlu evcil hayvanlara mahsus bir şey değil. Bugün hala kaçacak, kendimle baş başa kalacak gizli köşelerime sığınıyorum. Bu, bazen sadece kafamı dinlemek için uzandığım yatağım oluyor bazen adı bende saklı gizli mekanlarım... Hiç olmadı kendi içimde gizleniyorum, kimseler anlamadan, bilmeden. Bir anlamda yaralarımı sarıyor, şarj oluyorum.
Şimdi gizlendiğim yerden çıkıp hayata karışma, baharla sarmaş dolaş olma zamanı, Bulduğum çözümler, sorunlarım için mucizevi denklemlerim var! Baharatlı fikirlerim, çiçek kokulu planlarımla karşılıyorum mart aynını. Bu yüzden "Okul" dosyasında yer alan 100 farklı soruna, 100 uzman yanıtın size de aynı enerjiyi vermesini, kendi çözümlerinizi üretmenize diliyorum. Takıldığınız yerde, kendi gizli köşenizde kolanızı yudumlarken bize yazmayı unutmayın sakın. Uzman Gözüyle elektronik posta adreslerimiz 7/24 hizmetinizde.  
Bu arada "hoş bulduk"...


Hop hop hop, değiş Tonton!

Yazar: scelen / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Bu da nereden çıktı diyebilirsiniz haklı olarak. Çocukluğumun, şimdikilere hiç mi hiç benzemeyen çizgi filmiydi Tonton’lar. Yumurtayı andıran biçimleriyle “Hop hop hop, değiş Tonton” deyip her türlü biçime girebilen Tonton Ailesi’nin hikayelerini anlatırdı. Sinir olur, ama yine de izlemekten alamazdım kendimi! Değişimi, insanın o değişimdeki kıvraklığını çok güzel ifade ediyordu Tonton’lar.
Tiyatro sahnesi hayatlarımızda tıpkı Tonton’lar gibi şekilden şekle girip oyunumuzu sergiliyoruz durmaksızın. Konu bir bakıyorsunuz bir sınav, bir bakıyorsunuz öğretmenimizle ilgili bir sıkıntı, bir bakıyorsunuz annemizle tartışmamız ya da tam aksine onunla kafa kafaya verip evde mükemmel bir işe imza atmamız, bir bakıyorsunuz aşk… Biri durup izlese bizi, tiyatro oyunundan hiçbir farkımız yok. Diyaloglarımız, oyun arası değişen dekor ve kıyafetler, oyuna giren ve çıkanlar, sonucun merakı… Oyundan sıkılıp sıkılmadığınızı anlamanızın en güzel yolu, en olmadık zamanlarda dekorun gözünüzün önünde değişmesidir örneğin. Işıklar söner, birtakım adamlar ellerinde eşyalarla sahneye gelir, yerlerine koyar, asar, yapıştırır, eskilerini taşır ve oyuncular yerini alır. Eğer merak ve beğeniyle izliyorsanız oyunu bu görüntü hiç yormaz sizi. Ama sıkıldıysanız, o sırada her şey batar size, gereksiz gelir bu bekleyiş.
Kendi oyunumuz da bu yüzden her zaman zevk vermez, bize de, bizi izleyenlere de. Çekilmez bir hal alabilir tiyatro sahnemizde olup bitenler.
Ama bazen de yarattığımız heyecanın tadından yenmez. Oyunun en heyecanlı yerinde “Hop hop hop, değiş Tonton” deyip yeni bir sahneye geçiş yapmak bazen çok zorlasa da insanı, sonucunda başarmak nasıl da iyi gelir, bize de sevdiklerimize de.
Şimdi! Tonton’ların nereden çıktığına, bu yazıda ne aradığına gelince… Okul, iş, aşk falan filan derken bu kez bambaşka bir değişim, deneyim yaşamak üzere sadece 4 aylığına buralardan ayrılıyorum. Şu an sahnemde küçük bir dekor değişimi var. “Değiş Tonton” dediğim an minik bir bebek kucaklamaya hazırlanıyorum. Ama gözüm kulağım hep buralarda, ona göre! 4 ay sonra yine bu köşede görüşmek üzere…
Hop hop hop, değiş Tonton!


En beğendiğim: “Nasıl Bilirdiniz” adlı kitaba feci sardım bu aralar. Leonardo da Vinci’den Cengiz Han’a, Freud’dan Aziz Cuthbert’e kadar pek çok tarihsel karakterin en bilinmeyen yönlerini okudukça şaşıp kalıyorsunuz. Mutlaka okuyun derim! (Nasıl Bilirdiniz-John Lloyd/John Mitchinson/NTV Yayınları)

“Yeni bir sahneye geçiş yapmak bazen çok zorlasa da insanı, sonucunda başarmak nasıl da iyi gelir, bize de, sevdiklerimize de.”
 


Alain Delon'um benimmm!

Yazar: scelen / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Harika yaz! Sıcaktan bunalmış bedenlerimize inat, ruhlarımız eğlence, kalplerimiz yakışıklı peşinde! Kış şarkılarına bu yüzden hiç benzemez yaz şarkıları...

"Renga rengarenk"iz hemen her gün! (Rengarenk-Sertab Erener)Ya moralimizi bozacak bir şey yoktur ortada gerçekten ya da biz o moral bozacak şeyleri görmek istemeyecek kadar neşeliyizdir.

Aşkları da takmayız o günlerde! Geride bırakır, en kötüsü bir süreliğine de olsa arkaya atıveririz. Hatta dalgasını bile geçeriz, "Babababa havalara nasıl da geriniyor/Alain Delon`um benim nasıl da kasılıyor/No no no almayayım başkası alsın/Tipim değilsin üstü kalsın" deyip geçip gitmek, çok normaldir bu yaz günlerinde. (Alain Delon-Sıla)

Geçip giderken "Bodrum"a düşebilir örneğin yolumuz. Sorun şehirlerde değildir ne de olsa. Varsa bir problem, tamamen onda, kendimizde ya da ikimizde de... (Bodrum-Hande Yener)

Ümidimizi hiç yitirmeyiz bu arada. "Tamamdır inanıyorum ben aşkıma/Üzmez o beni sarar beyaz beyaz pamuklara" diyeceğimiz anı beklemekten yorulmayız, terlemekten yorulduğumuz kadar. (Tamamdır-Burcu Güneş)

"Bu can da görür aşkı yok edeni/Efendi gibi haddini bileni/Görünce gözüm aşkı hak edeni/Öpesim geliyor" der, kurbağaları prense çevirmekten gocunmayız. (Mikrop-Serdar Ortaç)

Güneşten aldığımız enerjiyle "Sen artık benden sonra sevemezsin" diyecek kadar özgüvenle kuşanırız. (Sevdanın Son Vuruşu-Tarkan)

"Giden gider hiç umurum da değil/Benim farkım bu önümde eğil/Usul usul parmak ucunda çık/Usul böyle git bak kapı açık" der, yolu gösteriveririz icabında, o yakışıklıya. (Benim Farkım-Pamela) "Sonunda külahı değişmeyelim", değil mi ama?! (Külah-Murat Dalkılıç)

Her yaz karar veririz; "Bütün çivilerimi tek tek sökeceğim/Hayatıma yeniden yön vereceğim/Bütün dikenlerimi keseceğim" diye. (Sırada Sen Varsın-Bengü)

Özgür kız halimiz okullar açılana kadar sürecek olsa da, olsun varsın! Adı üstünde, tatil bu! Şarkı sözleri tadında sonuna kadar keyfini sürmeli, hakkını vermeliyiz.


Şehirde tatil modu

Yazar: scelen / Etiketlenmemiş  / Tarih:

Bakıyorum telaş başlamış! Melis çoktan hazırlamış tatil valizini. Simge'ler yola çıkmış bile... Duru ve Selin'ler anneleriyle gazete ilanlarından en uygun koşullu, en lüks tatil cennetini belirleme telaşında. Benan, Sude, Alya, Meyra çikolata kıvamında, ilk tatillerini yapmışlar da şehre dönmüşler bile. Sena, Berfin, Eyşan ve Azra, aile yazlığına çoktan kapağı atmışlar; gündüzleri güneş, deniz ve kumun tadını çıkartıyorlar, akşamları ateş başında şarkılar söyleyip eğlencenin dibine vuruyorlar.

Hande, Sinem, Aslı ve ben... Biz şehri tercih edenlerden. Bu yaz kolay kolay bir yerlere gidesimiz yok. Zaten havanın da yaza girme havası yok:) İstanbul sokaklarının, kış yorgunluğundan çıkmış boş kafelerin, şehre yakın en akla gelmeyecek günübirlik tatil yerlerinin, yüzde 50'lerin altında indirime girmiş mağazaların tadını çıkartasımız var bu yaz bizim.
Yeni açılmış alışveriş merkezlerini keşfe çıkıp, iğne atsan yere düşmeyecek bir sezon geçirmiş alışveriş merkezlerine dilediğimiz gün ve saatlerde gitmeyi düşünüyoruz.

Arkadaşlarla tekne kiralayıp Boğazın tadını çıkartmak, en lüks otellerin havuzlarında sosyetik takılmak, yemek, dil, diksiyon, enstrüman gibi hep yapmak istediğimiz, ama bir türlü fırsat bulamayıp ertelemek zorunda kaldığımız bir hobi kursuna gitmek var planlarımız arasında.

En kısa zamanda "Müze Kartı" alıp Topkapı Müzesi'ni, Dolmabahçe Sarayı'nı, Yerebatan Sarnıcı'nı gezesimiz, tarihle tanışasımız var.

Kısacası şehri "şehir gibi" yaşamanın tam zamanı şimdi! Yüzlercesince terkedilmiş, ama yüzlercesince yaşanmak için dört gözle beklenen, boş, doğal, samimi ve sıcak bir şehir! Bu yaz için planlarım biraz farklı! Şehrimde turist olmak için sabırsızlanıyorum.


En heyecanlandığım: Heygirl yaz özel sayısı Yaz Keyfi için söylediğiniz güzel sözlere çok teşekkürler. Heygirl.com.tr'deki yorumlar, yeni sayımızı hazırlarken bize nasıl da güç verdi, anlatamam!

En sabırsızlandığım: Molepd&Heygirl Kapak Kızı Yarışması için geri sayım başladı! Formunu doldurup göndermeyenler, heygirl.com.tr'yi henüz tıklayıp başvurmayanlar! Son günün 12 Temmuz olduğunu hatırlatırım! Hoş bir yaz aktivitesinde yer almak isterseniz, bekleriz!


En sıcak ay, Haziran

Yazar: scelen / Etiketlenmemiş  / Tarih:


 

Bakmayın siz Temmuz-Ağustos'tur en sıcak aylar diyenlere... En sıcak aydır aslında Haziran... Derslerin, sınavların rehaveti henüz üzerimizden atılmamıştır ne de olsa. Sınav telaşı vardır bazılarının... Kimi dershane peşindedir, "Acaba hangisine yazılsam" diye. Bazısı yazı nasıl geçireceğinin derdinde. Kimi zayıf notları kurtarma, kimi fiziki zayıflığı yakalama telaşında.

Malum, ne de olsa bikini ayları kapıda.

İşte, bunca koşuşturma içinde çok sıcak geçer Haziran. Belki de sevdiklerimize ve hatta kendimize en çok ihtiyaç duyduğumuz aylardan biridir. Bu yüzden her zamankinden daha fazla güvenle doldurmalıyız içimizi. Bitmeden Haziran, yazı mükemmel karşılamak için öz güven depolamalıyız kendimize. "Dedik" bu ay ve süper bir "öz güven"  dosyası hazırladık size. Testli, egzersizli, dedektifli... Merak edenler hemen sayfa 71'e...
Size bir de yeni bir buluşma ayarlayalım istedik. Heygirl olarak bunu sıkça yapıyoruz biliyorsunuz. Ekranda, reklamlarda sıkça gördüğünüz yakışıklı popçu Murat Boz'la tanışmak ve hatta Heygirl'de kapak olmak istersiniz diye düşündük ve harekete geçtik. Detaylar sayfa 14'te...

Dedim ya, Haziran bikini içine girebilmek adına en sıkı ter attığımız aylardan diye... Önce bolca tembelleşen bedenlerimizi harekete geçirelim istedik. Hal böyle olunca sayfa 40'ı açıp başlayın kalçaları oynatmaya;) Sonra, bronzlaşma ipuçlarını yakaladık ve sayfa 38'de bir bir sıraladık.
"Twilight" severlere sayfa 66'dan başlayıp 70'e uzanan uzuuuuuunca "Tutulma" notları çıkartmayı, bir başka gösterime girecek olan "Bu Kız Beni Aşar" adlı filmi sokaktaki yakışıklılara değerlendirmeyi ihmal etmedik. Bakalım hangi kızlar aşarmış onları, sayfa 83'te.
Yetmedi, hızını alamadı Heygirl bu ay. Güzel bir yaz tatili için, dolo dolu ikinci bir dergi daha hazırladı. Heygirl Yaz Keyfi tüm yaz boyunca elinizin altından düşürmek istemeyeceğiniz, çok eğlenceli bir dergi oldu. İçinde testten oyunlara, ünlü yakışıklılardan, güzellik, moda, aşk hakkında ipuçlarına ve tabii birbirinden güzel posterlerine kadar dolo dolu bir dergi oldu. Kaçırmamanız tarafımca şiddetle tavsiye olunur.

En beğendiğim
Heygirl TV'deki gelişmeleri umarım siz de beğeniyorsunuzdur. Her ay birbirinden güzel çalışmalara Doğan Burada Video Ekibi ile ortak olarak imza atıyoruz. Müzik kanallarını aratmayacak röportaj, çekim ve montajıyla Heygirl TV videolarını Heygirl Online'dan kaçırmadığınızı ümit ediyorum. Murat Boz'la gerçekleşecek buluşmayı da bu profesyonel ekibin "gururla sunacağını" şimdiden müjdeleyeyim size, ona göre!

En güldüğüm
Nasıl "mikemmel" bir kadın, nasıl "mikemmel" bir dizi! "Türk Malı"nın Abiye'si Binnur Kaya gerçekten süper bir oyuncu. Dizide özellikle doğaçlama yaptığını düşündüğüm atasözü, deyim ve kelime operasyonlarına bayılıyorum. Sadece benim değil, okullarda "Türk Malı" şarkısını söyleyen gençlere, sokağa taşan Abiye esprilerine bakılacak olunursa, hayranları çığ gibi büyüyor Abiye'nin. Keşke ekürisi "Avrupa Yakası"nın Burhan'ı Engin Günaydın olsaydı;)


BaşlangıçÖnceki1234SonrakiSon



Uzman Gözüyle

Merhaba, ben 14 yaşındayım ve 7. sınıfa gidiyorum. Benim derdim bir arkadaşımla ilgili. İki senedir bizim sınıftan bir kızla konuşmuyorum! Çünkü beni başka bir kız iç...


bayan escort porno izle canlfilm film izle sex porno izle