Buradasın > Anasayfa Blog Etiketler Boşluk
RSSRSS

Senin Günlüğün

Kayıt ol sen de yaz!

Etiket >> Boşluk

 Acı, acı, acı. Hissettiği tek şey buydu bu sefer. Bedenini hakimiyeti altına alan, onun kendisini tanıyamamasını sağlayan acı. Kalbine baskı yapan acı. Gecenin ön plana çıkarttığı acı. Gece, çoğu duyguyu arkasına gizlese de acıyı ortaya çıkarmıştı bu kez. Gündüzden tehlikeliydi gece. Çünkü gündüz içinde iyi sayılan duyguları bulundururdu. Oysa gece, onun için bir şey söylemek mümkün değildi. 

  Soğuk rüzgar saçlarını arkaya savurdu. Terastaki salıncağa oturdu. Saat 2'yi biraz geçiyordu ama hiç uykusu yok gibiydi. Aklını kurcalayan, arada bir ortaya çıkan duygu seli... Bu kez daha güçlüydü, ve daha çok can yakanı. Gecenin gazabıydı bu işte, düşüncelerini karıştırırıdı. Oysaki bu kez onun için bir arkadaştı, içindekileri dökebileceği ve ona karşı çıkamayacak bir şeydi gece. Canını şu an olduğundan daha çok acıtamazdı zaten. Tüm acı beyinin içindeydi ne de olsa.

  Gözlerinin önünden annesinin dolmuş gözleri geçti. Onları terk etmişti. İkizini, babasını, onu en çok acıtan da bunu yapmadan önce kendisini karşısına almış ve:

''Emma, bazı şeyleri anlamalısın. Küçüksün ama anlayabilirsin. Bundan sonra uzun bir yolculuğa çıkıyorum, sonsuzluğa gözlerimi yumarak.'' Sonsuzluğa gözlerimi yumarak  kısmını anlamamıştı. Ardından kendi ince sesini işitti. Konuşmuyordu ama daha yakındaydı:

''Niye anne, senin yerine başkası gidemez mi?''

''Hayır Emma, olamaz. Bunu bir görev gibi düşün, bir tür oyun ve ben oyunu kaybettim.'' Belki de babası, Annen bizi terketti, derken yalan söylüyordu. Peki bu ne tür bir oyundu, bilmiyordu. Ne olacaktı sonunda? Annesi oyunu kaybettiği gibi birisi de kazanmış olmalıydı. Kazanan kimdi ve annesini ağlatan? Annesi, hatırladığı kadarıyla duygusal olarak sarsılmazdı, onu ilk ve son defa gözleri dolmuş şekilde görmüştü. Soğuk rüzgar tekrar esti. Bu sefer soğuk içine işlemişti. Oysaki rüzgar soğuk değildi. 

Aklı karışmıştı, sessiz geceye doğru fısıldadı:

''Niye, niye, niye? Niye hiç bir şey düzgün bir yolda ilerlemiyor, niye yolundan sapıyor, saparken de kapanmayacak yaralar açıyordu.'' Bilmiyordu işte, bilmediği tek şey. Sıcak rüzgar tekrar esti, bir şeyler söylemek istercesine. Belki de ona öyle gelmişti.  Bedeni, artık önemli değildi. Ne olursa olsun bu gerçeği öğrenmeliydi. Bunu yapmalıydı, bunu 4.5 yaşındayken kaybettiği annesine borçluydu.

 


 



Uzman Gözüyle

Merhaba, ben 14 yaşındayım ve 7. sınıfa gidiyorum. Benim derdim bir arkadaşımla ilgili. İki senedir bizim sınıftan bir kızla konuşmuyorum! Çünkü beni başka bir kız iç...